Biyografi

Süleyman Seba kimdir

Beşiktaş’a gönül vermiş, adı takımıyla hep yan yana anılan, 16 yıllık başkanlığı boyunca adını kulüp tarihine altın harflerle yazdıran Süleyman Seba’nın hayat hikâyesidir…

Süleyman Seba kimdir

Beşiktaş’a gönül vermiş, adı takımıyla hep yan yana anılan, 16 yıllık başkanlığı boyunca adını kulüp tarihine altın harflerle yazdıran Süleyman Seba’nın hayat hikâyesidir…

Süleyman Seba! Hayallerini gerçekleştirerek kendini büyütmüş çocuk. Beşiktaş’ta kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırmış onursal başkan…

Hakkında pek çok şey okudum ve hepsi de çok güzeldi. Beşiktaş’a gönül vermiş ve hep onunla olmak istemişti. Artık futbol oynayamadığında takımına hizmet etmeye yöneticilikte devam etmişti. Siyah beyazı hayatına öyle bir nakşetmişti ki, İnönü Stadyumu’nun açılış maçında ilk golü o atmıştı. Yine tarihe bir not; altın renkli. Başkanlığı döneminde Beşiktaş’a pek çok şey kazandırmıştı Seba Başkan. Görevini tamamladığında da vazgeçememişti. Akaretler’deki evinde sürdüğü mütevazı yaşamda her zaman Beşiktaş’a yer vardı. Beşiktaş’ta da ona. Artık iki taraf da birbirinden ayrı düşünülemezdi.

Böyle güzel anılan isimleri ne kadar anlatırsan anlat, hep eksik kalıyor, biliyorum. Feyyaz Uçar, ölümüne yakın Seba’ya yazdığı mektubun bir yerinde şöyle diyor ve ona katılıyorum:

Onu yazmak o kadar zor ki… Niye ki bu çabam? Onu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki…”

Bugün dünyadan göçüşünün üzerinden 6 yıl geçti; ama belli ki sonsuza dek taraftarlarının, takımının kalbindesin. Ne mutlu. Tüm Beşiktaşlılar adına, bir kez daha ruhun şad olsun Seba Başkan!

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Çocukluğu

Süleyman, 5 Nisan 1926’da, Hendek Adapazarı’nda, Nazlı ve Rıza Seba çiftinin çocukları olarak dünyaya geldi. Babası Rıza Bey, oğluna, Osmanlı şehzadelerinden ablasının eski eşi Süleyman’ın adını vermişti. Soğuksu köyünde, yirmi odalı bir evde yaşıyorlardı.

Soğuksu’daki mutluluklarını Süleyman’ı ısıran köpek böldü. Rıza Bey, biricik oğluna çok düşkündü. Kuduz olmasından çok korkuyordu. İstanbul yoluna böyle düştüler. Ve sonra Süleyman’ın İstanbul yolculuğu hep sürdü. Rıza Bey, oğlunun iyi bir eğitim almasını istediği için Süleyman’ı İstanbul’daki kardeşi Fatma Ferisan Hanım’ım yanına bırakmaya karar verdi.

Süleyman, İstanbul’da Akaretler’de yaşadı. Okula da başlayınca semtin çocuğu oluvermişti. Futbol da hayatına işte bu dönemde girdi. Bir tutkuya dönüşecek, yaşamı onun üzerine kurulacaktı…

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Eğitim hayatı ve futbola ilk adımlar

Süleyman, ilkokula önce Akaretler’deki 18. okulda başladı. Ardından 19. okula gitti. Okuldan geri kalan zamanda semtin çocuğu olarak top peşinde koşuyordu. İlkokuldan sonra babası onu Galatasaray Lisesi’ne kaydettirmek istedi. Ancak Süleyman, Beşiktaş’taki neredeyse bütün çocukların gittiği Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydolmak istiyordu. Hararetli tartışmanın galibi başlangıçta Rıza Bey olsa da, sonunda yine Süleyman’ın istediği oldu. Süleyman, Galatasaray Lisesi’ne kaydoldu ve burada geçirdiği bir yılın ardından hayallerinin okulu Kabataş Erkek Lisesi’ne kavuştu.

Hayatında değişmeyen en büyük tutku, çocukluğundan beri ayak bileklerinde taşıdığı futboldu. Yetenekliydi de. Çok geçmeden Kabataş Erkek Lisesi Futbol Takımı’na girmişti bile. Bu, onun kariyer hayallerinde Beşiktaş’a açılan ilk yoldu. Hırslıydı. Çok çabalıyordu. Beşiktaşlı yöneticilerinden dikkatinden kaçmayan bir çabaydı bu. 1943’te, Beşiktaş Gençler Takımı’na girdi. Hayatı boyunca abisi bileceği Baba Hakkı ile de yolları burada kesişmişti. Hayallerinin rengi giderek netleşiyordu…

Süleyman, Genç takımda başarısıyla göz dolduruyordu. O yıl takımın şampiyon olmasındaki katkısı büyüktü. Öyle ki kısa sürede takıma kaptan da olmuştu. Daha lise sıralarındayken önemli adımlar atan Süleyman, hayallerine yaklaşan bir adım daha attı. 1946’da, Refik Osman Top döneminde, Beşiktaş A Takımı’na yükselmişti. 1950’lerde, 5 yılda 4 İstanbul Ligi Şampiyonluğu kazanan kadroda olacaktı…

Tabii eğitim hayatı da bir yandan devam ediyordu. Beşiktaş’ta oynadığı sırada Mimar Sinan Üniversitesi Fransız Filolojisi Bölümü’ne kaydolmuştu. Ancak başlasa da, bitiremedi.

A Takım’daki ilk maçta, Fenerbahçe’ye karşı top koşturdu. Aslında maç 4-3 Beşiktaş mağlubiyeti ile sonuçlanmıştı; ama Süleyman, attığı afili gol ile yöneticilerin dikkatini çekmişti. Futbol yaşamındaki ilk sezonunda 9 maçta 6 gol atan Süleyman, Milli Küme’de şampiyonluğu kucaklıyordu. 1947’de, -o zamanki adıyla Midhatpaşa Stadı- İnönü Stadyumu’nun açılışı yapıldı. Açılışta Beşiktaş’ın isveç AIK Takımı ile karşılaştığı bir maç vardı. Süleyman Saba, stadın açılış golünü atan isim oldu.

1947-1948 sezonunda İstanbul Ligi’nde 14 maçta top koşturan Süleyman, 8 gol kaydetti. O maçta Süleyman forma giymemiş olsa da, sezona Başbakanlık Kupası ile başlamışlardı. Yine de takımının en çok gol atan ikinci ismiydi. Süleyman’ın kendi adına en etkili sezonuydu. Ancak İstanbul ikincisiydiler. 1949-1950 sezonunda ise, ilk İstanbul Ligi Şampiyonluğu’nu yaşadı. Gerçekleşen 14 maçın tamamında forma giymiş, ancak bir gol atmıştı.

1950’de, emeklerinin karşılığını aldığı bir başka kararla karşı karşıyaydı. Beşiktaş futbol takımının Amerika’ya aldığı bir ay sürecek davete o da gitti. Okulunu bırakmak ve babasını üzmek pahasına olsa da. Futbol, damarlarında kan olmuş, akıyordu…

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

 

Futbolu erken bırakmak zorunda kaldı

Şampiyonluk sezonunun ardından 1950-1951 ve sonra İstanbul Profesyonel Ligi adına geçiş yapılan 1951-1952 sezonunda da forma giymişti Süleyman Seba. Ancak 1051-52 sezonunda yaşadığı sakatlık sebebiyle sadece 3 maça çıkabilmişti. Bu sakatlık, Süleyman’ın hayatında futbolu başka bir pencereden yaşayacağı dönemin başlangıcıydı.

1952-53 sezonu geldiğinde yine sahadaydı. 9 maçta forma giymiş ve 2 gol kaydetmişti. Bir önemli an da vardı. 15 Mayıs 1952’de Türkiye, Yunanistan ile karşılaşmıştı. Süleyman, ilk ve son kez bu maçta Türkiye Milli Futbol Takımı formasını giydi. Türkiye maçı 1-0 mağlup tamamlasa da, bu maçın önem kazandığı nokta şuydu: Federasyon, milli takımı temsil etme hakkı ve görevini, Beşiktaş’a vermişti.

1954’te askere gitmişti. Burada Ordu Milli Takımı’na girdi. Bir maçta sakatlanmıştı ve bu durumun etkisi İstanbul’a döndüğünde de geçmedi. Sonunda menisküs sebebiyle, futbolu bırakmak zorunda kaldı. 28 yaşındaydı…

Bir süre Et Balık Kurumu’nda memur olarak çalıştı. Ancak bu uzun süremeyecekti.

Gururla giydiği Beşiktaş formasıyla A takım seviyesinde 10 sezon geçirmişti. Sağ açık pozisyonda görev alan Süleyman Seba, kariyeri boyunca 184 maçta top koşturmuş ve 44 gol kaydetmişti. Onu efsane yapacak yola doğru bakıyordu şimdi. Adını siyah beyazlara altın harflerle yazdıracağı yolu yürümeye daha yeni başlıyordu.

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Yönetici Süleyman Seba

Futbol oynamayı bırakmak zorunda kalmıştı; ama bu, futboldan vazgeçeceği anlamına gelmiyordu. 1957’de Beşiktaş Kulübü’ne üye olmuştu. Aradan geçen 6 yıldan sonra ilk kez 1963’te de, yönetim kurulundaki yerini aldı. Süleyman Seba, 1963’te Selahattin Akel, 1964’te Hakkı Yeten, 1968’de Talat Asal, 1970’te Ağası Şen ve 1977’de Gazi Akınal’ın oluşturduğu listelerde yönetim kurulu üyesiydi.

1984’te ise, 16 yıl sürecek bir başkanlığa ilk adımı attı. Bu 16 yıl, kırılması zor bir rekor demekti.  Süleyman Seba, 1 Nisan 1984’te çok zor bir dönemden geçen kulübün başkanlığını, Mehmet Üstünkaya’dan devraldı. Efsane isimler arasında ilk sırada anılacağı bir görev süreci yaşadı. Çünkü Beşiktaş, Süleyman Seba ile bir altın dönem yaşadı…

Galatasaray ve Fenerbahçe ile her sezon devam eden rekabet, başarılı bir şekilde ilerledi. Bir yandan da kulüp, pek çok tesise kavuştu. Örneğin, takımın antrenmanlarını yapması için Fulya Tesisleri açılmıştı. Yine Seba Başkan döneminde kulüp Akaretler’deki modern binasına taşındı. Sokağında top koşturduğu, hayaller kurduğu bu semte, hayallerini gerçekleştiren büyümüş bir çocuk olarak yerleşmişti şimdi. Ardından A takımının antrenmanları ve kampları için BJK Nevzat Demir Tesisleri inşasına başlandı. Yine bu 16 yıl içinde Çilekli Tesisleri ile Beşiktaş Koleji de hayata geçti. İnönü Stadyumu da 1998’de, 49 yıllığına Beşiktaş’a devredildi.

Hayatı boyunca takımına düşkünlüğü sürse de, görevi boyunca hiçbir şey işine engel olamadı. Örneğin Seba, uçak korkusu sebebiyle uçağa binemezdi. Ama takımını yalnız bırakmamak için günlerce süren bir yolculukla Almanya’ya gitmişti. Üstelik kulübün parasını harcamamak için kulüp arabasını da kullanmamıştı. Annesi oğlu için şöyle diyordu:

“Ben biricik çocuğumu Beşiktaş’a kaptırdım.”

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Ceketiyle efsaneleşen Seba’nın başarıları ve ayrılığı

Seba, başkanlığı boyunca gerçekleşen 8 kongrede rakiplerine üstünlük sağlayarak Beşiktaş’ın ve taraftarlarının efsanesi olmuştu. Öyle ki şöyle bir ifade yerleşmişti artık:

“Ceketini bile aday gösterse başkan olur.”

Başarılı bir 16 yıl geçirdi. Bu süreçte Beşiktaş ‘5 Süper Lig, 4 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası ve 6 Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası’ kazandı. Müzesine toplamda 22 kupa götürmüştü. Şampiyonluklardan üçü üst üste gelmişti. Beşiktaş, 1989-1990, 1990-1991, 1991-1992 sezonlarında üç kez üst üste şampiyon olarak Süleyman Seba başkanlığında tarihinin en önemli başarısını kazandı.

Futbol alanına sunduğu hizmetler kupa kazanmakla sınırlı değildi. 1992-93 sezonu sonunda, Galatasaray’ın Ankaragücü’nü 8-0 mağlup ederek averajla şampiyon olması üzerine literatüre bir yeni terim kazandırdı: ‘Şerefli ikicilik’. Başarılarının yanında başkanlığı boyunca aldığı eleştiriler de vardı elbet. Örneğin, amatör branşlara takıma gösterdiği ilgiyi göstermediği düşünülüyordu.

En uzun süre Beşiktaş Kulüp Başkanı olarak kulüp tarihine geçen Süleyman Seba, 1999-2000 sezonunda takımın kötü performansı sebebiyle tribün ve muhalefetin tepkisini çekmesi üzerine her şeyi tadında bırakmaya karar verdi. Takımına kötü gelmek, ondan ağır yaralar almak istemiyordu. Bu durum onu çok üzmüştü. Mart 2000’de gerçekleşen kongreye aday olmadı. Kongrede uzun süreli başkanlığını sonlandırırken duygu dolu, biraz da buruk veda konuşmasının bir kısmında şunları söylemişti:

“İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlardan nankörlüğü gördüm. ’Dostlarım, dostlarım… Ama ben dostlarımdan çok korkarım.’ diyen düşünürlere hak vermemek elde değil!”

Efsane isim, görevini Serdar Bilgili’ye devretti.

Yine bu kongrede üyeler, Süleyman Seba’yı, Hakkı Yeten’den sonra Beşiktaş’ın ikinci onursal başkanı seçti. Aynı yıl Akaretler – Maçka arasında uzanan Spor Caddesi’nin adı, yaşarken anısına ‘Süleyman Seba Caddesi’ olarak değiştirildi. Adı bir de Beşiktaş Hentbol Takımı’nın iç saha maçlarını oynadığı Dikilitaş’ta bulunan spor salonuna verildi. Ayrıca Beşiktaş Belediyesi deyine bu caddede bulunan Vişnezade Parkı’na, bir heykelini yaptırdı.

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Başkanlıktan sonra

Başkanlığı bıraktıktan sonra da ne takım, ne taraftarlar, ne de üyelerin ilgisi azaldı. Bundan böyle Süleyman Seba, Beşiktaş’ın hep başkanı olarak kalacaktı. Taraftarlar, tribünlerde sık sık Süleyman Seba tezahüratları ile onu hep anmaya devam etti. O, bir Beşiktaşlının gönlünde biricikti. 117 yıllık kulüp tarihinde Süleyman Seba’nın adı, 71 yıl boyunca hep Beşiktaş ile birlikte anıldı. Spor kariyerinin dışında bir de MİT İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde görev aldı.

Süleyman Seba, artık kulübün onursal başkanı olarak da adını tarihe yazdırmıştı. Beşiktaş Akaretler’deki evinde sürdüğü mütevazı yaşamıyla, kendisi de kulübünden pek uzağa gidemedi. Yine sık sık takımını evinde ağırlıyor, kalbini dolduran Beşiktaş sevdasını yaşamaya devam ediyordu. Sadece takım değil, Seba da Beşiktaş’ı bırakamamıştı.

Ne olursa olsun Seba’nın kırgın ayrıldığı gerçeği öylece evinin duvarında asılı duruyordu. Bu sessiz bir izleme seansıydı. Beşiktaş’ın 110. Yıl kutlamalarında hasta da olsa stadyuma gelmişti. Tüm saha ayakta, ağızlarda ‘Süleyman Seba’ çığlıkları… Tüm aşkı, geçmişi oracıkta gözlerinin önünden geçerken, Süleyman Seba gözyaşlarına engel olamıyordu.

Belki de artık olmak istemiyordu…

Süleyman Seba kimdir? Biyografisi

Süleyman Seba öldü

Yıl 2014’e geldiğinde Süleyman Seba, bir süredir sağlık sorunları yaşıyordu. 13 Ağustos’ta tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde, solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle hayata gözlerini kapadı. 88 yaşındaydı. Hastane şu açıklamayı yaptı:

“4 Mart 2014 tarihinden bu yana kronik hastalığı nedeniyle hastanemizde takip ve tedavi edilmekte olan Sayın Süleyman Seba saat 20.37’de hayatını kaybetmiştir.”

Cenazesi, Dolmabahçe’de stadın karşısındaki Bezmialem Valide Sultan Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedildi. Cenaze töreni için elbette mabedi düşünülmüştü. İlk golü attığı İnönü Stadyumu’nun yenilenen hali Vodafone Park’ta yapılan cenaze töreniyle Süleyman Seba son yolculuğuna uğurlandı. Henüz inşaat halindeki statta gerçekleşen törene binlerce taraftar katıldı.

Feyyaz Uçar, 2 Şubat’ta başkanına içten bir mektup yazmış, Seba’yı özetlemişti:

“Ayda yılda bir gelirdi. Yeter de artardı bu geliş. Hepimizi karşısına alır, lafını ortaya söylerdi. Unutulmayacak sözler miydi yoksa onun sözleri mi unutulmazdı, anlamazdık. Sık değiştirmediği kahverengi ceketinin üst cebindeki mendili hep biz kirletirdik. Ya akan burnumuzu ya da kaçan gollerin ardında döktüğümüz gözyaşlarımızı silerdi o mendil. Çocuktuk işte… Ama büyük başkan bizi adam yerine koyar o şanlı formayı ısrarla bize giydirirdi. Adalelerimiz gözüksün diye kısa tuttuğumuz şortumuzu ve malzemeci Ahmet abimizden “Ne eeedecen” deyip verdiği tozlukları giyip, çivili kramponlarımızı da yandan bağladığımızda hakikaten koca adamlar gibi dururduk. Aslında bizi adam yapan o formaydı. “Şeyini şey yaptınız” dediğinde biz neyi kastettiğini bilirdik. Lafını kısa keser, söylediğini de unutmazdı. Belki de hiçbir şeyi unutmadığı için unutulmaz olacak Sayın Seba. Ekranı da pek sevmezdi. Ne önünü ne de arkasını. Onu yazmak o kadar zor ki… Niye ki bu çabam? Onu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki… Ben, Metin-Ali’nin Feyyaz’ı, Rıza’nın ön direk takipçisi, Şifo’nun pas duvarı, Les Ferdinand’ın çapraz koşucusu, Samet abinin kibarı ben… Seni o aramıza giren herkesten çok seviyorum ve biliyorum ki sende bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun… Gitme büyük başkan sakın gitme… Çünkü ben sana gelemedim…”

O, tüm renkleri kardeş yapmış bir siyah beyaz tutkunuydu. Ardında tek bir vasiyet bıraktı:

“Beşiktaş’ı üzmeyiniz.”

Naif yönü, takımına ve futbola duyduğu büyük aşkı, bu aştan doğan başarıları ile yaşarken gururlanan, hayallerini gerçekleştiren bir Süleyman Seba geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

damla.karakus@ensonhaber.com

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Instagram: biyografivekitap

Süleyman Seba son yolculuğuna uğurlandıBüyük Başkan Süleyman Sebaya vedaSüleyman Sebayı sevenler hastaneye akın ettiSüleyman Seba Belgeseli

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı